ABD masadan kalkıyor: Çok taraflı düzen çözülüyor
ABD, 66 uluslararası örgüt ve anlaşmadan çekilme kararı aldı. Bu adım, çok taraflı küresel düzenin geleceğiyle ilgili ciddi soru işaretleri doğuruyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Washington’un 66 uluslararası örgüt ve mekanizmadan çekilmesini ve bu yapılara sağlanan fonların durdurulmasını emreden bir başkanlık muhtırası imzaladı. Listede 31 BM kurumu, geri kalanında ise iklim, bilim, ticaret ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren çok taraflı yapılar var. Beyaz Saray’ın mesajı açık: “mesajı net: “Amerikan çıkarlarına hizmet etmeyen küresel yapılarla işimiz yok.”
Ama mesele tam da burada başlıyor. Çünkü bu karar, tek tek kurumlarla ilgili teknik bir değerlendirmeden çok daha fazlasını anlatıyor. ABD, II. Dünya Savaşı’ndan sonra bizzat kurduğu çok taraflı düzenle arasına mesafe koyuyor. Üstelik bunu “reform” ederek değil, çekilerek yapıyor.
Listede yer alan kurumlara baktığınızda resim daha da netleşiyor. İklimden ticarete, kalkınmadan demokrasiye uzanan geniş bir yelpaze var. United Nations Framework Convention on Climate Change, UN Conference on Trade and Development, BM’nin ekonomik ve sosyal politika üreten birimleri ve hatta küresel iklim biliminin omurgası sayılan Intergovernmental Panel on Climate Change bu karardan doğrudan etkileniyor. Beyaz Saray’a göre bu kurumlar “küreselci”, “ideolojik” ve “verimsiz”. Trump yönetimi, Amerikan vergi mükelleflerinin parasının bu yapılarda “boşa harcandığını” savunuyor.
Kâğıt üzerinde bakınca argüman basit: Para veriyorsun, karşılığında somut fayda görmüyorsun. O zaman çekil. Ama uluslararası sistem, şirket bilançoları gibi çalışmıyor. Bu kurumlara verilen para sadece “yardım” ya da “bağış” değil; etki satın alma bedeli. ABD, bu masalarda oturarak gündemi şekillendiriyor, dili belirliyor, kimi zaman yavaşlatıyor, kimi zaman hızlandırıyordu. Masadan kalktığınızda cebinizden daha az para çıkabilir, ama oyunun kontrolü de elinizden gider.
Trump yönetiminin bu tercihi aslında yeni değil. Paris İklim Anlaşması’ndan çıkış, Dünya Sağlık Örgütü’yle kopuş, BM İnsan Hakları Konseyi’ne kapıların kapanması… Bunların hepsi aynı çizginin parçalarıydı. Şimdi fark şu: Bu çizgi artık istisna değil, sistem haline geliyor. Tek tek anlaşmalardan değil, bir bütün olarak çok taraflı mimariden uzaklaşma söz konusu.
Bu durum özellikle iklim ve bilim alanında ciddi soru işaretleri yaratıyor. IPCC gibi yapılar, devlet bütçeleriyle değil, dünyanın dört bir yanından bilim insanlarının katkısıyla ayakta duran platformlar. ABD’li araştırmacıların sürecin dışına itilmesi, raporların gecikmesi ya da etkisinin azalması ihtimalini doğuruyor. Bu da sadece bir ülkenin değil, tüm dünyanın bilgi pusulasını bulanıklaştırıyor.
Müttefiklerin tedirginliği de buradan kaynaklanıyor. Çünkü çok taraflı sistem kusurlu olsa da öngörülebilirdi. Kuralları, ritmi ve sınırları vardı. ABD’nin bu ölçekte geri çekilmesi, sistemde boşluklar yaratıyor. Ve uluslararası siyasette boşluklar nadiren boş kalır. O alanlar, başka güçler tarafından doldurulur.
Belki de en kritik soru şu: Bu kararlar geri döndürülebilir mi? Hukuken gri bir alan var. ABD Anayasası, anlaşmalara nasıl girileceğini tarif ediyor ama nasıl çıkılacağını net biçimde düzenlemiyor. Yani bugünkü çekilme, yarın kolayca “pardon” denilerek tersine çevrilebilecek bir adım olmayabilir. Bu da kararı geçici bir siyasi jestten ziyade, yapısal bir kırılma haline getiriyor.
O yüzden bu haberi “ABD şu kurumlardan ayrıldı” diye okumak eksik kalıyor. Asıl mesele şu: ABD, küresel düzeni içeriden şekillendirmek yerine, dışarıdan izlemeyi – hatta bazı alanlarda tamamen yok saymayı – tercih ediyor.
ABD bugün bazı kurumların bütçesini kestiğini söylüyor. Oysa gerçekte yaptığı şey, yetmiş yılı aşkın süredir parçası olduğu bir oyundan bilinçli olarak çekilmek. Çok taraflı sistem kusurluydu, yavaştı, zaman zaman ikiyüzlüydü; ama ABD o kusurların içinde söz sahibiydi. Şimdi o söz hakkından vazgeçiyor.
Bu kurumlar kapanmayacak. BM dağılmayacak. İklim raporları yazılmaya, ticaret kuralları tartışılmaya, krizler yönetilmeye devam edecek. Sadece ABD, artık o masada olmayacak.
Belki bu geri çekilme Washington için kısa vadede bir “rahatlama” hissi yaratacak. Daha az para, daha az diplomasi, daha az sorumluluk. Ama uzun vadede bunun adı tasarruf değil; etki kaybı. Güç, sadece askeri ya da ekonomik kapasiteyle değil, kuralları kimlerin yazdığıyla ölçülür. ABD bugün o kalemi masanın ortasında bırakıyor.
Ve asıl soru şu:
Bu kalemi kim alacak?



